Duru buyuyor..

Lilypie Fourth Birthday tickers
gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ağustos 2012 Salı

Sultanahmet gezimiz...


Sıradaki bahar ayında yapılmış gezimiz, Sultanahmet :) Duru'nun toplu taşıma araçlarını kullanarak yaptığı ilk gezimiz çok keyifli geçti. Kanyona kadar arabayla gittik, ordan metro ile taksime, finiküler ile kabataşa, en son tramway ile sultanahmete vardık. Bu yolu kullanarak yolculuk sırasında zaman kaybetmedik. Hangi taşıtı beklediysek 1-2 dk ya bindik. Orda nerler mi yaptık; meydanda Duru koşuşturdu, beraber bir türbeye girdik, daracık yemyeşil sokaklarda dolaştık, güzel bir cafede tatlı yedik, gülhane parkının kalabalığına karıştık. Sonradan farkettim ki günü güzel yapmanın yolu Duru'nun nabzını sürekli canlı tutmaktan geçiyor. Tam sıkılma, mızıldanma sırası geldiğini farkettiğimde değişik bir yiyecekle hem açlığını yatıştırdım hem mutlu olmasını sağladım. Mısır, simit, tatlı ve çikolata sayesinde aç kalmadı ve huysuzlanmadı bizimle beraber gezdi. Saat 2 civarı geri dönerken tramwayda kucağımda uyuyakaldı kanyona gelene kadar 15 dk uyumak yetmiş olacak ki orda da keyfi yerindeydi.



Belgrad ormanı gezimiz...


Taa nisan ayından kalma resimleri ekliyorum şimdi belgrad ormanına gidip çok eğlenmiştik. Duru bir poşet turuncu taş toplayıp eve getirmişti. Ağaçların gövdelerindeki ve yerlerdeki yosunları inceleyip ağaçlardaki su oluklarına çubuk sokmuştuk. Ormanın derinliklerine girip oraları keşfetmiştik.


Bahar aylarında çok güzel oluyor tavsiye ederiz.

11 Haziran 2012 Pazartesi

Baharda polonezköy gezisi..

Çok geriden geliyorum bu yazı aslında 24 Martta gidilmiş gezilmiş bir yere ait. Direk bu güne atlarsam aradakileri kayıt etmediğim için unutacakmışım gibi hissediyorum. Bakalım zamanla aradaki farkı kapatabilecek miyim?

Fırsatlardan almıştım Polonezköy Legend Oteli daha önce şirket toplantısı için gittiğim için biliyordum. Otel çok geniş bir alana yayılmış, yeşillikler içinde ve sessiz. Bana ilk gördüğümde ilginç gelen yanı her yerden hayvanlar çıkabiliyor karşınıza çünkü serbest dolaşıyorlar :) Lamalar, geyik yavrusu, tavşanlar,  tavus kuşları, keçiler, koyunlar bunlar şimdi aklıma gelenler. İlk gittiğimde tamda Duru'ya göre demiştim. 

Otele giriş yapmadan önce bir piknik alanında öğlen yemeği sonrası Duru horozları seyretti ve ata bindi.


Otele giriş yaptıktan sonra babasıyla havuza girdi, tavşanları kovaladı ve geyik yavrusuna dut kurusu verdi. Sonra yorulup bir uyku çektikten sonra akşam yemeğine indik ve sonrasında canlı müzik dilemeye gittik. Müziklere eşlik edip oynadık. Bizim için güzel bir değişiklik olmuştu. Sonrasında 2 arkadaşımda bizim önerimizle gidip burda kaldı. Çok memnun döndüler, bende buraya yazmak ve tavsiyede bulunmak istedim. Biz son gün rezervasyon yaptırdığımız için bungalowlarda kalamadık. Ama öğrendiğime göre onların tavanları cam ve gece boyunca yıldızları izleyebiliyorsunuz.


8 Aralık 2011 Perşembe

Dinozorlarla tanışmak...

Geçtiğimiz haftalarda Duru ile Forum İstanbuldaki Jurassic Land'a gittik. İlk kısım müze alanı, burda dinozor iskeletleri ve yumurtaları sergileniyor. Sonraki bölüm 6 boyutlu sinema diye geçiyor. Bu bölüme girmedik çünkü bir anne 5 yaşındaki oğlu ile daha önce geldiğini ve şaşırarak oğlunun tekrar gelmek istediği için geldiklerini ama kendisinin dahi korkup irkileceği sahneler olduğunu söyleyip, oğlum 3 yaşında olsaydı girmezdim diye eklediği için bende girmekten vazgeçtim. İyi ki o anneyi dinlemişim çünkü onların çıkmasını beklerken bile sarsıntıları ve dinozorların sesini duyabildim. O bölüm bittiğinde içerden çıkan 4,5 yaşındaki kızın çok korkmuş olduğu belliydi ve annesi gözlerini kapattım diyordu. Yani bu kısmın 5 yaş altı için çok uygun olduğunu düşünmüyorum. Sonraki bölümler oldukça eğlenceli, kuluçka ünitesi var burda yumurtadan çıkmak üzere olan yavru dinozorları görüyoruz sonra baba dinozor ailesini kurtarmak için yaralanmış onu simüle etmişler bir ünitede tedavi ediyorlar, anne ve çocuk dinozoru ayrı bölümde tutup etkilenmemesini sağlıyorlar, daha sonra uyumlu dinozorlar, vahşi dinozorlar bölümleri var. Rehber ve uyarlanmış bir senaryo dahilinde geziyorsunuz. Duru hepsini ilgiyle gezdi ve hareket edip ses çıkarmalarına rağmen onlardan hiç korkmadı. Çıkışta birde dinozor aldık.

Sonra elinde dinozoruyla avm'yi gezdi, babasına bir hevesle dinozorlardan bahsetti.

Anlatılmak istenen dinozorlar olduğunda pek çokşey havada kaldığından bu parkın dinozorları tanımak adına güzel bir fırsat olduğunu düşünüyorum.

16 Kasım 2011 Çarşamba

Kurban Bayramı...

Kurban bayramı tatilinde yalovadaydık. Hem kurban olayını hallettik, hemde eş dost bir araya gelip güzel zaman geçirdik. Bayramın 2. ve 3. günü Duru'nun zaten hali hazırda süren öksürüğü arttı. Gece çocuk 2 saat boyunca uyuyamaz oldu. Bundan dolayı bayramın 4. günü İstanbula döndük. Ertesi gün doktorundan randevu almamıza rağmen öksürük çocuğu oynatmaz hale geldiği için acile gittik. Çok şükür ki önemli bişey çıkmadı, doktor boğaz kızarıklığı birazda ciğerlerine indiği için bronşit başlangıcı dedi. Hemen antibiyotiğe başladık. Şimdi daha iyiyiz.

İşte bayramdan kareler,

Her gördüğü kişiye "etiğime bakkk" dedi durdu. Çok sevimliydi. Her kız çocuğunun içinde biraz kokoşluk var galiba.



Diğer kuzenleriyle de çok oynadılar. Onları bir araya getirip resim çekmeyi unutmasaydım daha güzel olacaktı!

17 Ekim 2011 Pazartesi

Hayvanat Bahçesi Gezimiz

2 hafta önce hafta sonu Darıcadaki Faruk Yalçın Hayvanlar Alemi ve Botanik Bahçesine gittik. Çok keyifli, birazda yorucu bir geziydi. Pazar günü olduğu için oldukça kalabalıktı. Yaklaşık dört saatte gezebildik. Tek tek tüm hayvanları gördük, bazılarını yakından sevdik. Duru'nun ilgisini en çok çekenlar Maynumlar ve tavşanlar, ama hepsini gördü ve onun için faydalı olduğunu düşünüyorum.

Duru tavşanları öyle sevdi ki uzun süre orda durduk, hepsiyle ayrı ayrı ilgilendi sevgisini gösterdi, kucağına almak istedi. Eşeğe bindi.(Ona göre Ata)

15 Şubat 2011 Salı

Hafta sonu park keyfi..

Geçtiğimiz haftanın başından itibaren hafta sonu için yalovaya gitme planları yapıyordum. Kindyroo ya gitmiyorduk(1 aylık aldığımız paket bitti tekrar bir fırsat bekliyoruz) hava güzel olacaksa İstanbul'da kalmak -planımda yoksa- istemiyorum. Öyle gelişmeler olduki bu karar bir anda yoğun bir kararsızlığa dönüştü. Havaya güvenemediğimiz için soğuk olur, kendimize güvenemediğimiz için çok mu yoruluruz benzeri karamsar düşünceler bu kararsızlığın başlıca nedenleriydi. Hava iyi olur gezeriz, 3 aydır gitmiyoruz, Duru'da eğlenir diye düşündüğümüzde gidelim diyorduk. Sonunda Cuma akşamı ani bir kararla trafiği de kontrol edip saat 8 de yola çıktık, 11:30 da yalovadaydık. Duru yolda uyudu, eve vardığımızda cin gibiydi benimde aksine gözümden uyku akıyordu tüm haftanın yorgunluyla artık dayanacak gücüm kalmamıştı. Zorlu bir yatma faslıyla geceyi birazda olaylı kapatıp sabahı ettik gerisi sorunsuz geçti diyebiliriz. Pazar günü Berat ve Burak'la parkta oynamaları gerçekten çok keyifliydi. Keşke hep beraber büyüselerdi diye düşünmeden edemedim. Birbirlerini çok özlemişlerdi ve daha sık görüşmeleri için daha sık biraraya gelmeliyiz. Bu arada pazar günü 23 aylık olduk.
Fotoğraf çekerken "hiiiii yapın" dedim onlarda yaptı :)

28 Aralık 2010 Salı

Oyuncak Müzesi - Zuzu Cafe

Geçen hafta cumartesi günü havanın güzel olacağını duyunca cumadan ne yapsak diye düşünmeye başladım. Daha önce gitmediğimiz bir yeri keşfetmek ve açık havada olmak gibi kriterlerim vardı. Ailecek değişik bir gün geçirmek istiyordum. Sabah erken kalktık kalvaltımızı yaptık Duru'ya omlet yapmıştım onu yemedi yolda giderken çorbasını bir güzel hüpletti. Navigasyonumuza göztepedeki oyuncak müzesini akşamdan eklemiştik, o bizi önüne kadar götürdü. Ben bütün katları Duruyla beraber gezdim, Ufuk bizden ayrı daha detaylı oyuncakların hikayelerini okuyarak gezdi. Duru bütün oyuncaklara hızlı hızlı baktı, boyunun hizasındakileri görebildi sanırım, yukardakileri bazen kucağımda gösterdim. Odalar arasında gezdi durdu, merdivenleri çıkmak inmek istedi, çatı katına kadar çıktık. Orda eski bir sallanan at, ayı ve lazımlık olarak kullanıldığını düşündüğüm bir sandalye gördü. Onlara dokunabildiği için sevindi sandalyeye oturmak istedi.


En son giriş katına indik, çocukların oynaması için birkaç oyuncağın olduğu o an için sakin ve huzurlu olan bir kış bahçesi var orda çay içtik. Duru oynadı.


Ayrıca 4 yaş ve üzeri çocuklar için her cumartesi faber-castell'in boyama etkinliği varmış. Katılan çocuklara önce müzeyi gezdiriyorlar sonra etkinlik başlıyor. Onlar müzeyi gezerken Duru etkinlik odasına girdi bir sürü boya kalemini görünce biraz boyama yaptık. Sonra ablalar, abiler gelince çıktık. Aileler bahsettiğim kış bahçesinde oturup kitap gazete okuyorlardı çocuklarda etkinlikte eğleniyorlardı. Müzeden birkaç fotoğraf...









Müzeden çıktıktan sonra Duru iyice yorulmuştu ve arabada uyudu, sonraki planımız bağdat caddesinde biraz gezip acıktığımızda zuzu cafeye gitmekti. Arabayı cafenin yakınlarına parkettik Duruyu arabasına koymaya kalkmadan uyandı, böyle olunca benim plan tersine döndü. Önce zuzu cafeye gittik, randevu gerekiyor diyor sitelerinde ama yer var gerek yok dediler geçtik oturduk. Duru hemen oyun odasına gitti. Orda uzun süre oynadı. O bizi beğil biz onu merak edip kontrol ettik. 1,5 saat oturduk sanıyorum sona doğru acıktığı için yanıma geldi yiyecek olarak sebzeli köfte söyledim ama yemedi ben tadına baktığımda çok tuzlu olduğunu farkettim keza bana gelen yemekte çok tuzluydu. Bu mekanla ilgili çok yorum okudum genelde olumlu olduğu için gitmek istedim bizim değerlendirmemiz; yemeklerin tuzlu olması ve servisin yavaş olması dışında güzel. Fiyat ve ortam yüzünden tekrar gidelebilir. Çocuklarla gidilebilecek mekanların çoğalmasını diliyorum. Cafeden çıktıktan sonra suadiyeye kadar yürüdük, Duru'ya simit aldık, simitin yarısını kedilere verdik. Sonraki durak tabiki artık ev, tatlı bir yorgunlukla birlikte güzel bir uyku :)

8 Aralık 2010 Çarşamba

Bu kızlar çok iyi anlaşacak :)

Cumartesi günü hava çok güzeldi açık havada bişeyler yapmak isteyince önce viaporta ordan kuzeni Rana'lara gittik. Viaport'un içindeki lunaparkta atlı karınca ve dönme dolaba bindik, ördekleri, tavşanları, paçalı tavukları gördük. Daha sonra Rana ve Duru sitenin bahçesinde koşup, oynadılar.

Duru çok neşeliydi, havanın güzel olması ve dışarda olmamız, hep beraber olmamız bunun sebeplerinden. Yemeklerini güzel yemesi de bir neden. Akşam hava kararıp ışıklar yanınca yine viaporta geçtik. Yılbaşı öncesi çok güzel süslenmiş. Noel baba ve geyiklerle bir köşe yapmışlar. Bankta oturan noel babanın yanına oturup fotoğraf çektirebiliyorsunuz. Kızlar çok neşeliydiler, elele tutuşup uzun süre yürüdüler bir noktadan sonra Duru elini vermemeye başladı. Bazen bağımsız takılmak istiyor. Ayakkabı mağazasında uzun süre oynadılar. Heryer kapanmak üzere olduğundan çok sakindi. Rahatça gezebildik. 3 kez tırtıla bindiler. Kısacası eğlenceli bir gündü.

21 Eylül 2010 Salı

Yalova günlerimiz


Bayram öncesi yalovada olduğumuz için annenenin bayram hazırlıklarını yardımcı olamazsakta seyirci olduk. Her bayram öncesi yapılan baklava ve cevizli ekmek(biz lokum diyoruz) bu bayramda yapıldı. Tam çocuklara göre, eline ver bir cevizli ekmek dolana dolana yesin. İçinde süt, ceviz ve yeni bahar karışımı oluyor. Hem besleyici, hem sağlıklı. Bu arada köyde Duru'nun bir sürü arkadaşı var. Üst katta Elanur ve ablamız Elifnaz, kuzenleri Burak ve Berat abileri, alt katta Talha. Elanur Durudan 3 ay küçük. Bizim kız artık oyuncaklarını sahiplendiği için bazen oyuncak krizleri yaşanıyor. Elanur'un çok güzel bir oyun odası var. İçinde çadır ve bir sürü oyuncak var. Oraya gidip hepsine bir güzel baktık, oynadık.

Bayramın birinci günü dede, babane, hala, enişte, kuzen sakin olur düşüncesiyle iznik gölüne pikniğe gittik. 2-3 aile dışında kimse yoktu. Başta çevredekilerin müzik sesinden rahatsız olsakta sonra önemsemedik. Duru ve Rana hamakta sallandılar. Duru yerdeki kurumuş otlarla ve toprakla oynadı. Rana Duru'ya kurumuş yaprak buldu verdi. İkisi de gelirken arabada 20'şer dk lık uykuyla pikniğin sonuna kadar durdular. Bayramın üçüncü günü yalova sahilini gezdik. Biz dondurma Duru külah yedi. Dondurmayı vermeyi denesemde hiç sevmedi çok soğuk geldiği için yememeyi tercih ediyor.


Rana Duru'ya yaprak topluyor...

13 Temmuz 2010 Salı

Florya sosyal tesislerini gezdik

Haziranın son haftası yağmur yağacak denen bir günde florya sosyal tesislerini görmek için yola koyulduk. Hava biraz basık ve sıkıcıydı ama yağmur yağmadı. Bu çok övülen mekanı ailece gezip görmek istedik, daha önce hiç gitmemiştik. Navigasyon sayesinde sorunsuz tesisi bulduk. Deniz ve yeşilliğin bir arada olduğu güzel bir yer. Çocuk parklarıyla dolu. Havaalanına yakın olması nedeniyle 3-4 dk da bir uçak kalkıyor ve çok yakınınızdan geçiyor. İzlemesi oldukça zevkli oluyor.

Gittiğimizde ilk olarak uzun bir süredir deniz görmediğimiz için sahile indik. Minik kuzu bol bol yürüdü, koştu, gelen geçenin yolunu kesip kucaklarına atladı. Başta insanlara doğru yürüyor gel deyip Duru'yu çağırdıklarında hemen kollarını açıp kucaklarına gitmek istiyor. Kimse gelmesini beklemiyor tabi, şaşırıp seviniyorlar, kendini sevdirmesini iyi biliyor.

Tesis büyük bir alan üzerine kurulmuş, biz küçük bir kısmını gezebildik. Duru uykusu geldiğinde bazen direniyor ve bizi çok yoruyor bu direnme yemek sırasında ise kontrol etmekte epey zor oluyor. Bence başarısız olan yemekten sonra evin yolunu tuttuk. Heralde Duru arabaya biner binmez kendini uykuda buldu dememe gerek bile yok :)

7 Mayıs 2010 Cuma

Ablalarıyla Duru Emirgan Korusunda...

Geçtiğimiz Pazar Emirgan Korusudaydık. Bazı yerlerde festivalden kalma laleler vardı. Hala çok güzel görünüyorlardı. Saat 13:30 civarı epey kalabalık olmuştu. Koru sık sık gittiğimiz bir yer olmasına rağmen boğaza bakan yerdeki çimlerde hiç oturmamıştık. Yeni favorimiz orası olacak. Yanımızda oturan aileden 2 kız top oynuyordu. Minik pamuğum düşe kalka onlara katılmaya çalıştı. 4-5 yaşındaki çocuklar bebekleri çok seviyor çokta güzel oynatıyorlar.

Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi


Geçtiğimiz cumartesi günü Ataşehirdeki Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesine gittik. Ntv'deki bir programda görmüştüm ve beğenmiştim, uzun zamandır gitmek istiyordum. Havada güzel olunca piknik malzemelerimizi alıp yola koyulduk. Orda su dahil yiyecek, içecek alabileceğiniz bir yer yok, yanınızda götürmeniz gerekiyor. Çimenlere oturmak basmak serbest, banklarda var, ufak çaplı piknik yapabilirsiniz. Giriş ücretsiz, erken gitmenizi tavsiye ederim yoksa otoparkta yer kalmayabilir. Girişte içerde uymanız gerek kurallarla ilgili bir kağıt veriyorlar, örtü sermek, top oynamak, ip atlamak yasak. Biz piknik yaparken küçük bir derenin yanına oturduk böylece temden gelen gürültü biraz olsun duyulmuyor. Çok güzel bir yer biz çok beğendik ses biraz rahatsız ediyor o kadar. Keşif Bahçesi diye bir bölümü olduğunu sonradan gördüm, çok güzel görünüyor bir daha gitmek istiyorum.




Duru çimlerde oturdu, emekledi, ördekleri, diğer çocukları izledi. Uzun süre su şişesi ve kapağı ile oynadı. Burda, tavus kuşları ve hindilerin bulunduğu bir kısımda var. Arı kovanları var. Çocuklara gösterebileceğimiz bir sürü güzel şeye sahip burası. Cumartesi günü olmasına rağmen çok kalabalık bir yer değil, sebebi ulaşımının sadece araba yada taksi ile olabilmesi. Gitmenizi tavsiye ederiz.

27 Nisan 2010 Salı

Yalova Gezimiz

Geçtiğimiz hafta sonu 3 gün tatil olunca fırsat bu fırsat İstanbul'dan kaçıp Yalova'ya gittik. Hava çok güzeldi, Duru değişik evler gördü, keşfedilmemiş ortamlara girdi. Perşembe akşamı önce köye gittik, sonra Yalova'ya geldik. Cuma sabahı kahvaltı sonrasında sahilde yürüyüşe çıktık, ordan kuzenimin Duru ile yaşıt olan kızını görmek için onlara oturmaya gittik. Duru ve Gizem henüz kendi kendilerine takılma taraftarı oldukları için birlikte oynamasalarda aynı ortama girmeleri iyi oldu. Ordan çıkıp sahil turu yaptık Ufuk'un yaş gününü kutladık. Cumartesi günü tüm gün köydeydik, Duru biraz mızmızlandı yemek yemediğinde hayatından çok memnun olmuyor o günde ağzına bişey koymadı. Ben sürekli elimde tabakta dolaşıyorum bunu yer belki diyerek.

Salıncakta sallandı, orda bir sürü çocuk var onları izledi aralarına karıştı bazen, merdiven çıkmayı çok sevdiğini farkettik, kollarından tutunca bir hevesle çıkıyor. Traktöre bindi, çalışmıyordu gerçi çalışsa korkardı diye tahmin ediyorum.

Bu arada köyde ilk montessori aktivetimizi gerçekleştirdik. Mutfakta tuzluk ve kürdan ikilisini görünce birden aklıma geldi. Büyük bir sessizlik içinde 1-2 tane kürdanı ben attım sonra ona tek tek kürdanları verdim tam konsantrasyonla hepsini deliklerden geçirdi. Gerçekten çok şaşırdım. O kadar hazırmış ki.

Pazar günü dönüş günü olduğundan çok verimli geçmiyordu, öğlende yola çıkarsak tüm gün tükeniyordu bu sefer akşam çıktık ve çokta iyi yaptık. Sabahtan Duru ile çimlerde yürüdük, üçümüz salıncakta sallandık. Zaman olsa Yalova civarında gezilecek o kadar çok yer var ki. Güzel bir 3 gündü.

Duru'nun yeni favorileri; kürdan geçirme(sıkılmasını istemediğim için günde 1 kez yapıyor), küçük kavanoz ve pet şişe kapağı açma-kapama, özellikle akşamları odanın ışığını açma-kapama, kapıları aynı şekilde açma-kapama.

22 Mart 2010 Pazartesi

Atlı karıncaya bindikk :)

Cumartesi günü ben ve Duru atlı karıncaya bindik. Çocukluğuma gittim, geri geldim diyebilirim. Siz atın üzerinde dönerken size el sallayan babanne ve dede de olunca resim tamamlandı. Duru uykudan yeni uyandığı için çok keyif alamadı bir dahaki sefere inşallah.

Kurtköy -Viaport'ta çocukların eğlenebileceği büyük bir alan oluşturulmuş. İçinde neler mi var:



  • Pony Club'ta, 3-14 yaş aralığındaki çocuklar onlara eşlik eden bir kişi ile birlikte atlara binip gezebiliyor.


  • Yapay bir gölet var, içinde yüzen ördek ve kuğuları keyifle seyredebilirsiniz.


  • Dev gemi şeklinde ahşap oyun parkının içinde salıncak ve kaydıraklar mevcut.


  • Büyükler için go kart, atv parkuru ve alışveriş yapabileceğiniz birçok outlet mağazası var.

Hafta içi gitmenizi şiddetle tavsiye ederim, hafta sonu özellikle pazar günü çok kalabalık olabiliyor(turlarla gelenler çok fazla). Sadece hafta sonum var derseniz cumartesi daha gidilesi.
http://www.viaport.com.tr/eglence.asp