Duru buyuyor..

Lilypie Fourth Birthday tickers
genel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
genel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Nisan 2012 Perşembe

Damla'nın Diş Buğdayı partisine gittik...

Geçtiğimiz haftalarda Duru'yu ikinci kez abla yapan tonton Damla'nın diş buğdayı partisine gittik. Duru hem oynadı hemde Damla'yı oynattı.

Detaylar Kadriye Teyzenin blogunda.

28 Şubat 2012 Salı

Rana 4 yaşında..

Kuzenimiz Rana 19 ocak itibariyle 4 yaşında oldu. Bizde ailecek evlerindeki kutlamaya katıldık. Heyecanlı minikler pastayı kesmeden hediyeyi açtılar. 4 yaş civarı çocukların hepsinde bu oyuncak olmalı dedik, 3 çocuğa da aynı hediyeyi aldık. Tüm çocuklar sevdi. Bizde çok mutlu olduk. Rana'cım ailenle nice mutlu yıllara.

21 Şubat 2012 Salı

İkinci keçe çalışmam...

İkinci keçe çalışmamda penguen şablonunu kullandım. Elim yavaş yavaş alışıyor. Başkuşa göre bunu işlerken daha hızlıydım. Zaman bulabilirsem devamını getirmeyi düşünüyorum. Bu aralar Duru sürekli oyun, oyun dediği için tüm zamanım ona ayrılmış durumda.
Bu arada Duru bu badiye bayıldı. Bende çok sevdim. Penguenin kalıbı için buraya bir tık.

20 Şubat 2012 Pazartesi

Gamze ve tüm lösemi hastaları için sadece 1 TÜP KAN!

Uzun zamandır yazmak istiyorum ama elim bir türlü blogun sayfasına gitmiyor. Geçtiğimiz hafta Gamze'nin yaşadıklarını okuyunca(hala tamamını okumuş değilim) başka yerlere gittim. Her gün Gamze'nin ve Atakan'ın haberlerini takip ettim. Kendi çapımda elimden gelen desteği vermeye çalışıyorum. Büyük bir iletişim şirketinde çalışıyorum, oldukça kalabalığız, geçtiğimiz perşembe Ümraniye eğitim ve araştırma hastanesinde donör olmak isteyenler ve çapaya gidemeyenler için bir organizasyon yapıldı. 20 kişi olarak ordaydık. Kanlarımızı verdik. Formlarımızı önceden doldurduğumuz için 3 dk'lık kan alma işleminden sonra ofise döndük. Bunu öğle arasında yaptık. İnanın çok kolay. Çapadaki'de bundan farklı değildir. Donör olmak için tüm ayrıntılar Gamze'nin ailesinin hazırladığı blogta var. Lütfen sadece bir tık.

4 Ocak 2012 Çarşamba

İlk Keçe Çalışmam

Uzun süredir keçe almak istiyordum ve sonunda pasajda bulup aldım. İnternette bulduğum bir başkuş şablonu üzerinden kestim ve diktim. Nasıl birşey çıkacağını tahmin edemediğim için oldukça özenli davrandım. Sonunda çıkan sonucu çok beğendik. Başlangıç için zor bir seçim yaptığımı düşünüyorum tamamlamak epey zamanımı aldı. Ama Duru'nun üzerinde gördüğümde buna değdiğini gördüm.

Daha canlı renklerle bu işe devam edip Duru'ya daha özgün giysiler tasarlamayı düşünüyorum. Hadi bakalım bana kolay gelsin.

16 Kasım 2011 Çarşamba

Hoşgeldin Kerem...

Aramıza 2 ay önce katılan kuzenimiz Kerem'i çok seviyoruz. Duru Kerem'in kendisine ve abisi Berat'a benzediğini söylüyor. Onun herşeyi küçük. Küçük bebekle oynuyorsak adını Kerem koyuyoruz.
Canım yeğenim Duru'yu abla yaptın, hayatımıza renk getirdin, yeni pamuk sensin, sana sağlıklı ve mutlu bir hayat diliyoruz.

22 Ağustos 2011 Pazartesi

Hareketli günler...

3 haftadır işe yalovadan gidip geliyorum, ümraniye-yalova arası mekik dokuyorum. Annem rahatsızlandı ve evine dönmek durumunda kaldı, biz yine peşini bırakmadık yanına gittik. Duru, 3 haftadır yalovada bende hergün işe ordan gidip geliyorum. Sabah Duru uyanmadan çıkıp akşam deniz otobüsüne yetişebilirsem şanslıyım yoksa stresli bir gün geçiriyorum. Bu bayrama kadar böyle sürecek sonrası için bir bakıcı teyze ile anlaştık. Bakalım hayırlısı.

20 Ekim 2010 Çarşamba

Zor günler...

Son 1,5 haftadır zor günler geçiriyoruz. 10 ekim pazar günü babam Duru'yu ziyarete gelmişti daha doğrusu annem o hafta sonu feribotlar çalışmadığı için yalovaya gidemeyince babamda ben geleyim hemde duruyu görmüş olurum diyerek pazar günü bize geldi. Çok detaya girmek istemiyorum babam o akşam saat 21:00 civarı kalp krizi belirtileriyle evden çıktı şu gün oldu hala hastanede. Geçtiğimiz çarşamba bypass oldu sonraki 2 gün yoğun bakımda kaldı şimdi durumu çok şükür iyi. Düşününce bizdeyken rahatsızlanması büyük şans, yalovada evde tek başına neler olurdu düşünmesi bile kötü. Şimdi hayırlısıyla taburcu olmasını bekliyoruz. Bu arada annem babamın yanında kalınca Duru'ya geçtiğimiz hafta 2 gün teyzesi baktı. Bu hafta dönüşümlü olarak annem ve ben bakıyoruz.

27 Eylül 2010 Pazartesi

Bir yazının düşündürdükleri...

Hürriyet gazetesi yazarlarından Yonca Tokbaş'ın yazılarını fırsat buldukça takip ediyorum. Bugün yazdığı yazı "Tuvalette süt sağdınız mı hiç?" beni 1 yıl öncesine götürdü. Bu soruya burdan "Evet" demek istiyorum. Küçücük bir tuvalette, manuel bir pompa ve dolmayı bekleyen biberonla uzun süre süt sağıyordum ve bu altın değerindeki sütü şirketin buzdolabında saklıyordum. Bu durum o kadar zorki çok uzun süre devam ettiremedim. Duru zaten ek gıdaya geçmişti ve yemesinde bir problem yoktu. Bundan da güç alarak 8. aydan sonra evde olduğum zamanlarda -akşamdan sabaha- emzirebildim. Yonca Tokbaş'ın başına gelenler benimde başıma gelse kesin bende ağlardım. Yaşamayanların zorluğunu bilemeyeceği bir durum. Emzirmek benim için başlarda çok çok zor sonralarda (9. aydan sonra) oldukça kolay bir eylem oldu. Hala daha devam ediyor. Kimi insanların süt problemi olmaz bende hep bir sütüm yok, sütüm yettimi acaba muhabbeti vardı. Aslında yeten süt bana yetmiyormuş gibi aksedildi. Neyseki kimseyi dinlemeyip devam ettimde 18,5 aydır emzirir oldum. Hiç kimse hiçbir zorluk karşısında emzirmekten yılmasın bence süt hep var ve emzirdikçe artacak.

1-7 Ekim Emzirme Haftası kapsamında bir dolu etkinlik düzenleniyor. Detaylarına buradan ulaşabilirsiniz. Aynı zamanda ayın 17'sine kadar sürecek üç doğum fotoğrafçısı Aslı Tür, Ayça Oğuş ve Özlem Turan’ın “Her Damlası Altın Anne Sütü” konulu sergi Nişantaşı City’de sergilenecek.

Aynı yazıda bahsedilen diğer bir konu çalışan annelerin yöneticilerinden izin almak istediklerinde üzerlerinde oluşan baskı aynı ölçüde bende de oluşuyor. Bir tarafta çocuğun diğer tarafta yetişmeyi bekleyen acil işler bu gibi durumlarda tabiki çocuğumu tercih ediyorum ne düşünürlerse düşünsünler Duru'dan önemli olmadıklarını, ciddi bir durum olmadığı zaman izin almayacağımı bilmeleri gerektiğini tekrarlıyorum kendi kendime. Eğer çocuğu olan bir yönetici ile çalışıyorsanız bir nebze daha rahatlacı olabiliyor.

10 Haziran 2010 Perşembe

Baba-kız fotoğraf yarışmasında

Babalar gününe özel düzenlenen nurturia(çocukla hayat paylaşıldıkça güzelleşiyor) sitesindeki yarışmaya bizde katıldık. En tatlı baba-çocuk fotoğrafı seçiliyor. Birde ödülü var, Nintendo Wii. Aşağıdaki linke tıkladıktan sonra nurturia yada facebook kullanıcınız ile giriş yapıp oy verebilirsiniz.

Oy vermek için buraya tıklayabilirsiniz.

Çocuk parklarında sigara içilmesin!

Duruyu yaklaşık 1 aydır her akşam sitenin parkına götürüyoruz. Çok sevinerek gidiyor, koşuyor, kaydırağın merdivenlerine çıkmak istiyor, parka giriş kapısını açıp kapatıyor, kimi zaman kumlarla oynuyor. Herkesten farklı olarak gözlemlediğim salıncağa ve tattiravalliye hiç binmek istemiyor. Bindirmeye çalıştığımda hemen iniyor.
Bazen kısa süreliğine diğer çocuklarda iletişeme geçiyor ama genelde bağımsız takılıyor. Duru bunları yaparken ben peşinden koşuyorum. Yürümekten koşmaya geçiş sürecindeyiz o yüzden kontrolsüz koşuyor, tam düşecekken yada çarpacakken son anda(yüreğim ağzımda) yakalıyorum.

Gelelim başlık konusuna. Ben Durunun peşinde pervane dolanırken çocuğu daha büyük olan anneler/bakıcılar parktaki oturma yerlerine oturup sigaralarını içerek dertleşiyorlar. Park dediğimde o kadar küçük bir yer ki 2 salıncak 1 tattıravalli 1 kaydıraktan oluşuyor. Duru, 3 gün önce elinde sigara olan bir annenin önünde durdu ve dikkatli bir şekilde bakmaya başladı... Değişik geldi, daha önce hiç görmediği için ilgisini çekti. İlerleyen günlerde üfleyince duman çıkaran, ağıza konulabilen bu şey umarım daha fazla dikkatini çekmez.

Ben parka ilk gittiğim günden beri bu durumdan rahatsızım. Sigara içen anneler veya bakıcılar 3-5 kişi olduğunda oldukça fazla duman çıkıyor, rüzgar olduğunda külleri bizlerin, çocukların üzerine savruluyor. Bu gerçekten hoş olmayan bir görüntü yaratıyor ve bu durumun farkında olmak istemediklerini düşünüyorum. Ayrıca açıkça söylemeliyim ki; 15 aylık kızımın bu yaşta sigara ile tanışmasını, seyretmesini, bunu beynine kaydetmesini uygun bulmuyorum. Ben sigarayı bağımlılık olarak görmüyorum. Eğer evde içilmiyorsa parklarda da içilmemeli.

9 Haziran 2010 Çarşamba

Çalışan anne olmak gerçekten çok zor

Sabah 5:50'de kalkıyorum normal kalkmam gereken saatten 20 dk erken. Şayet Duru o sırada uyanırsa onunla ilgilenip tekrar uykuya dalmasını sağlamak için. Eğer uyanmazsa bende yanında uzanıyorum. Bu sabah 6'da uyandı geri uyudu. Ben hazırlanırken 6:30'da tekrar uyandı, annene odasına aldı, tabi anneneyi görünce daha da çok ağlıyor artık herşeyi anlıyor minik kuzu, annem oynatmaya başlayınca normalde hemen susardı bugün susmadı neyse gittim aldım kucağıma sustu, birlikte hazırlanmaya başladık, dişlerimizi fırçaladık, saçımızı taradık. Ben giyinirken o gezindi, hep gözü üzerimde. Çıkma saati geldi çattı. Çaktırmadan çıkacağım ama hiç beceremiyorum. Beni gördü ve kapıyı çektim. Ne kötü bir duygu yaa. Annem en son benim şemsiyemle oynatıyordu ama ben asansöre binerken ağlama sesini hala duyuyordum. Aşağı indim, taksiye bindim, telefonumu unuttuğumu farkettim ama eve dönme şansım zaten yok tekrar aynı şeyi yaşayamam servisimde kaçmak üzereydi zaten. Yolumun üstündeki 4 trafik ışığıda kırmızı denk gelince stres yaşamam kaçınılmaz oldu. Servisi kaçırsaydım tamam olurdu telefonda yok. Çok gergin bir sabah geçirdim. "dim" diyorum ama işe geldiğimde aklım yine hep evdeydi hala ağlıyor mu acaba? naptılar acaba? diye sürekli düşünüyorum.
Hep söylüyorum sabahın 7 sinde işe mi gidilir gerçektende öyle. Kışın daha da zor. Çocuğu olan insanlarla çocuksuz kişiler nasıl oluyor da aynı kefeye konulabiliyor gerçekten anlayamıyorum. İsteğe göre esnek çalışma saatleri yada part time çalışma imkanı gibi çözümler üretilmeli yada bambaşka bişey bilemiyorum. Mağdur binlerce annenin olduğunu düşünüyorum.

Olumsuz şeyler yaşadığımda diğer olumsuzluklarda aklıma geliyor ve bütün pozitifliğimi kaybediyorum buda olanlardan biri, ilk 6 ay sadece anne sütü diye herkes söylüyor ya, izin doğum sonrası 2. ayda bitiyor. Buna ne demeli? Ben kalan 4 ay çocuğu nasıl sadece anne sütüyle besleyebilirim. Ne kadar sütünü sağsan(ki hiç kolay bir iş değil) ne kadar 1,5 saatlik süt izninde olsa(istanbul'da hiçbir işe yaramıyor) 6 ay sadece anne sütü çok çok zor bence.

24 Mart 2010 Çarşamba

Blogumdaki yazı silindi...

Dün blogumdaki bir yazıya resim eklemek isterken birde baktım yazım silinmiş, yerinde undefined yazmaya başlamış. Başta üzüldüm, tekrar yazmayı hiç ama hiç istemiyordum. Yazı kısaydı birde uzun olsaydı daha çok üzülürdüm heralde. Sonra Ufuk'tan yardım istedim oda sağolsun google'nın ön belleğinden bakalım dedi. Yazının başlığını aratınca çıktı ama sadece bir kısmı. Sonra o çıkan kısmı google'a tekrar yazıp aratınca devamı da görünmeye başladı. Böyle yaparak sonuna kadar google'nın ön belleğinden yazımı tekrar tamamlayabildim. Başınıza gelirse sorunu bu şekilde çözebilirsiniz.

22 Mart 2010 Pazartesi

Hoşgeldin Bahar!

Ben önceden beri kışı, yaza tercih eden biriyim. Sıcak beni bunaltır, çekilmez gelir. Duruyla değişen bir sürü şey gibi buda tersine döndü. Yazı aylarını özlediğimden midir bilinmez havaların ısınmasını iple çekiyorum. Bu muhtemelen her anne için aynıdır.
Havanın dışarıya çıkmaya müsait olması anneleri olduğu kadar çocukları da mutlu ediyor, parkta bahçede oynayabiliyor, kuşları, kedileri seyredip(henüz kovalayamıyoruz) doğanın içine karışıyorlar. Evlerdeki kısıtlı alanlardan kurtulup güneşin, toprağın, temiz havanın keyfini sürüyorlar.
Şimdiki hayalimiz, havalar ısınsın hergün dışarı çıkalım, çimlerde yürüyelim, yeni arkadaşlarımız olsun. Kısacası biraz sosyalleşelim. Yeri gelmişken yazayım, Durucuk bu günlerde çevresiyle daha bir ilgili, daha bir dışa dönük davranışlar sergiliyor. Bu beni çok mutlu ediyor.

10 Mart 2010 Çarşamba

Header resmimiz değişti

Sayfamızında bir değişiklik yenilik olsun istedim ve headerı değiştirdim. Eskisini kaybolasını önlemek amacıyla buraya ekledim.

3 Şubat 2010 Çarşamba

6. Hastalık

Durunun geçtiğimiz günlerde geçirdiği hastalığın 6.hastalık(Roseola Infantum) olduğunu yeni öğrendik. Oyun grubundan Çiğdem hanım sitedeki yazımı okumuş ve bana mail atmış. Böyle bir hastalığın var olduğundan onun sayesinde haberimiz oldu. Kısaca bahsetmek istiyorum. 6 ay -3 yaş arasındaki çocukların %95 'inin geçirdiği bir hastalık, bir kez geçirdikten sonra bağışıklık kazanılıyor. Diş çıkarma dönemlerinde daha sık rastlanıyor. Hastalığın belirtileri aniden çıkan ateş ve sonrasında döküntü olduğunda hastalığın teşhisi kesin olarak konabiliyor. Döküntü 24 saat sonra sönüyor. Yüz, gövde, kol ve bacaklarda mimik sivilceler şeklinde görülüyor. İyileşme süresi 4-5 gün sürebiliyor. Çocukta huzursuzluk ve uyku problemleri oluyor.

12 Ocak 2010 Salı

Dikkat! Ispanak Zehirlenmesi


Konu ıspanak zehirlenmesi. Bununla ilgili blogu okuyanları bilgilendirmeyi istiyorum çünkü yaşayarak tecrübe etmek oldukça keyif kaçırıcı. Bu zamana kadar ne çevremden nede okuduğum yemek tarifi sitelerinden bu konu hakkında bir duyum almadım. Bu başıma 2. kez geliyor ve yine akşam yemeğinde -tesadüf olmadığını sonradan öğrendiğim- ıspanak var. Bunun üzerine araştırma gereği duydum ve böyle bir zehirlenme sebebi olabileceğini okudum.

Eğer ıspanak yemeği pişiriyorsanız onu hemen tüketmeniz gerekiyor aksi halde zehirlenme riskini almış alıyorsunuz. Ben yemeği yaptım ilk gün yedik sorun yok, ertesi gün ısıtıp tekrar yediğimizde annem ve eşim geceyi kusarak geçirdiler. Ispanak piştikten sonra beklediğinde -buzdolabında olması bişey değiştirmiyor- içindeki nitrat nitrite yani zehir deposuna dönüşüyor ve biz bunu yediğimizde nitrit zehirlenmesine yol açabiliyor.

Bu konuya dikkat edin lütfen. Sağlıkla kalın.