Duru buyuyor..

Lilypie Fourth Birthday tickers

23 Eylül 2010 Perşembe

Uyurken tırnak kesme dönemi bitti :)

Dün akşam ilk kez Duru'nun tıknaklarını uyanıkken kestim. Kucağıma oturdu sessiz sessiz izledi. Ananesi ben ayak tırnaklarının bir kaçını kestim hiç kımıldamıyor dedi. Çok şaşırdım. Hem hareket eder canını acıtırım korkusuyla hemde tırnak makasıyla oynamak ister diye düşünerek hiç denemiyordum. Dün tıknaklar kesildi, eller yıkandı ve bugün ilk boş vakitte tarihe not alındı.

21 Eylül 2010 Salı

İlk parmak boyası çalışmamız

Duruya tatil öncesi parmak boyası ve büyük bir resim defteri aldım. Eve gelip 3 kutuyu açtım kırmızı, mavi ve sarı. Nasıl yapıldığını gösterdim elini tutup boyaya soktuğumda elinin boyandığını gördü, mızıldandı. İstemediği belliydi, hemen ıslak mendille elini sildik. Ben biraz daha boyadım sonra kapattık kapakları. Tatil dönüşü akşamı gördü boyaları oynamak istedi. Çarşaf yayıp oturtuk sonrasında yıkanacağı için oldukça özgür ve özgün bir çalışma oldu. :) Her yer boyandı. Sonra yıkanıp mis gibi oldu.

Duru parmak boyası yapıyor from Duygu Yavuz on Vimeo.

Yalova günlerimiz


Bayram öncesi yalovada olduğumuz için annenenin bayram hazırlıklarını yardımcı olamazsakta seyirci olduk. Her bayram öncesi yapılan baklava ve cevizli ekmek(biz lokum diyoruz) bu bayramda yapıldı. Tam çocuklara göre, eline ver bir cevizli ekmek dolana dolana yesin. İçinde süt, ceviz ve yeni bahar karışımı oluyor. Hem besleyici, hem sağlıklı. Bu arada köyde Duru'nun bir sürü arkadaşı var. Üst katta Elanur ve ablamız Elifnaz, kuzenleri Burak ve Berat abileri, alt katta Talha. Elanur Durudan 3 ay küçük. Bizim kız artık oyuncaklarını sahiplendiği için bazen oyuncak krizleri yaşanıyor. Elanur'un çok güzel bir oyun odası var. İçinde çadır ve bir sürü oyuncak var. Oraya gidip hepsine bir güzel baktık, oynadık.

Bayramın birinci günü dede, babane, hala, enişte, kuzen sakin olur düşüncesiyle iznik gölüne pikniğe gittik. 2-3 aile dışında kimse yoktu. Başta çevredekilerin müzik sesinden rahatsız olsakta sonra önemsemedik. Duru ve Rana hamakta sallandılar. Duru yerdeki kurumuş otlarla ve toprakla oynadı. Rana Duru'ya kurumuş yaprak buldu verdi. İkisi de gelirken arabada 20'şer dk lık uykuyla pikniğin sonuna kadar durdular. Bayramın üçüncü günü yalova sahilini gezdik. Biz dondurma Duru külah yedi. Dondurmayı vermeyi denesemde hiç sevmedi çok soğuk geldiği için yememeyi tercih ediyor.


Rana Duru'ya yaprak topluyor...

20 Eylül 2010 Pazartesi

2 haftalık tatilden döndük

Bayram öncesi çıktığımız tatilden dün akşam döndük. Bayramı Yalova'da, ikinci haftayı Antalya'da -cennet böyle olmalı dediğimiz- bir otelde geçirdik. Bu iki hafta içinde Duru bir çok ilki yaşadı en önemlisi uçağa binmesiydi heralde. Uçağa binmekten zaten korkan ben, bu sefer Duru ile nasıl olur diye çok düşündüm, 50 dk da olsa nasıl geçeceği konusunda fikrim yoktu. Yalova'ya giderken bindiğimiz deniz otobüsünde 2 dk oturmamıştı. Bir yandan, giderken uyur zaten uçak 12:15 te kalkıyor uyku saatini biraz ertelersek tüm uçuş boyu uyuyarak geçirir diyordum. Ne var ki planlarım gerçeğe dönüşmedi saat 10'da tüm uğraşlarımıza rağmen arabada sızdı. Uçuş öncesi uyanmıştı. Uçağa binmeden annenesinin hazırladığı çorbayla karnını bir güzel doyurunca herşey daha kolay oldu. Aynı zamanda hazırladığım çanta durumu gayet iyi kurtardı. Çantamızda resim defteri, boyaları, balık tutma oyunu, bisküvileri, çok severek yediği salatalıkları, çapışkanlı çıkartmalarıyla meraklı minik dergisi vardı. Uçak yolculuğumuz sorunsuz bitmişti valizlerimizi neredeyse 1 saat bekledikten sonra turun transfer minibüsleriyle yola koyulduğumuzda Duru uyuyakaldı. Otele vardığımızda uyandı. Hızlıca otele yerleşip birşeyler atıştırdıktan sonra denizde gittik akşam saatleri olduğu için deniz dalgalı ve bulanıktı. Havuza gittik, çocuk havuzunda elimizi tutarak yürüyordu. Sonraki günlerde kendi başına yürümeye, suyun içine girip çıkmaya başladı.


Duru havuzda eğlenirken from Duygu Yavuz on Vimeo.

Hergün aşağıdaki benzer şeyleri yaparak bir rutin oluşturduk çokta iyi oldu.

Çimlerde yürüdük...

Kumlarla oynadık...

Denize girdik...

Öğlen uykularını şezlongta uyudu... O saatlerde özgürce yüzen bir anne, kaydıraktan kayan bir baba olduk...

Havuzda yüzdük.

Pisi pisilerin nasıl mama yediğini gördük. (Şimdi sorunca elini ağzına götürüp yemek yiyor gibi yapıyor.)

Her akşam altı karınca ve dönme dolaba bindik.

Akşam 21:30'dan sonra olan etkinlerin sadece 2 tanesine katılabildik. Sihirbaz gösterisinde Duru uyuyakaldı sonuna doğru uyandı ve tüm dikkatiyle gösteriyi seyretti. Duru'nun uyuduğu sırada sihirbaz Ufuk'u sahneye çıkardı. Birlikte bir gösteri yaptılar. (?)

Gösterinin detaylarını babası büyüdüğünde Duruya anlatsın diye (?) koydum.

18 Ağustos 2010 Çarşamba

Duru'nun yeni oyuncakları

Duru son günlerde mutfaktaki tencere, tava, süzgeç başta olmak üzere bütün mutfak araç gereçleri ile oynuyor. (süzgeçleri kafamıza geçiriyoruz, yüzümüze koyup deliklerden bakıyoruz)
Ben mutfakta yemek yaparken oda yerde oynuyor oluyor. Çoğu zaman o kadar dağıtıyor ki salondan tencere, kepçe topluyorum. Durum böyle olunca hafta sonu mothercare de gördüğümüz ELC markalı oyuncakların tencere tava setini aldık. Kapak kapatmayı da çok sevdiği için iyi oldu diye düşünüyorum. Tencerelerimizin içine üzüm koyup karıştırıyoruz bir yandan da yiyoruz.

Genelde biz ne ile uğraşıyorsak çocuklarında ilgileri o yönde oluyor. Beni ütü yaparken gördüğü için ütüyü çok istiyor, yemek yaparken gördüğü için tencere, tavayı. Önceden kumandaya olan benzer ilgi şimdi bunlara karşı var. ELC markasının çok güzel 2 oyuncağını aldık. Ütü ve tencere takımı. Tavsiye ederiz.

Eveeett şimdi. Duru taytını nasıl ütülüyor bakın bakalım.

Duru ütü yapıyor from Duygu Yavuz on Vimeo.

10 Ağustos 2010 Salı

Durunun ev halleri (17 aylık)

Bugünlerde buzdolabının içindekilere merak sardı açık görür görmez içine dalıyor, istediğini alıp oynuyor. Bu genelde ketçap, mayonez, reçel kavanozu olurdu ama arada pasta süsü de olabiliyormuş.

Yeni oyunumuz balık tutma oyunu. Çok sevdi. Tüm balıkları tek tek tutuyor bize veriyor. Henüz yerine koyamıyor. Oyuncak Gel-Oyna'dan.

Elle transfer çalışması yaptık. Başta yaptı sonradan taşları tepsiye, etrafa atmaya başladı. Kaseleri boşaltıp birbirine vurunca kaldırdık. İlgisinin olması beni memnun etti.

Hadi gel boyalarla oynayalım diyorum. Kartonu yere koyup oturuyoruz. İkimizde kendi kendimize şekiller çiziyoruz. Pastel boya kullanıyoruz. Bazen boyaların arkasını tırnaklarıyla kazıyarak minik parçalar koparıyor öyle ki boyaların arkasında çukurlar oluştu.

Yine bu aralar sürekli bişeylerin içine girmek istiyor. Çoğu zaman sığamayıp sıkışıyor.

Deniz teyzesi benim tişörtümü giydirmiş. Mutlu mutlu dolanmış evde.

Ramazan geldi, davulcusuz olur mu hiç? Çok ilgilenmese de arada takıp çalıyor.

O artık annesine yardım eden bir kız. Birlikte bulaşık makinesini boşaltıyoruz. Kaşıklıktaki herşeyi tek tek bana uzatıyor bende yerine koyuyorum.

6 Ağustos 2010 Cuma

Duru ve Berat abisinin havuz keyfi

Duru tatilde havuza girmedi ama köydeki balkonda acısını çıkardı. Çok sıcak bir havada balkona vuran güneş aklıma havuzu getirdi. Güneş öyle yakıyordu ki sonradan çarşaf çektik, daha da güzel oldu. Beratla doya doya oynadılar. Havuzu her gittiğimizde doldurmak üzere köyde bıraktık.

Duru'nun havuz keyfi from Duygu Yavuz on Vimeo.